25 Kasım 2007

another one bites the dust...






29 yorum:

ikinehir dedi ki...

Lö şablon, c'est magnifique!

Adsız dedi ki...

Hem Queen dinleyen, hem Freddie Mercury'nin ölüm yıldönümünü hatırlayan biri. c'est trés magnifique.

gazoz dedi ki...

yukardaki tanımlamayla sınırlı değil... freddie mercury olmak isteyen birisi aynı zamanda....

eylul dedi ki...

birisi ben değilim:)

dilara

The Prestige dedi ki...

show must go on

birisi dedi ki...

susmalı mıydım şimdi?
ama birisi benim,ben.

Şövalyem,bana inanmıyor musun yoksa;
beni tanımıyorsun,gerçekten.

offf :(

Sen haklısın.
bi adım bile yok benim...
birisiyim işte,sadece...o kadar.

şanslı bi kaşiften fazlası diilim.

birisi dedi ki...

buldum galiba;
senli-benli konuşuyorum diye şüphe uyandırıyorum sanırım.
ama kendim için yarattığım büyüye ait kurgunun bi parçası bu sadece.
yoksa ne saygıma karşılık gelir,ne beğenime...

varolmayan şövalye dedi ki...

hayır, susmamalısın şüphesiz...
modern insanın kurtulamadığı bir hastalık işte bu, tanıma, tanımlama, isim koyma, sınıflandırma. "acaba tanıdık mı?" "acaba o mu?"... büyük bir merak. öyle bir merak ki, sadece somut, elle tutup gözle görebildiği şeyler üzerinden ilerleyebiliyor. bilinmeyenin, daha doğrusu tanınmamışlığın, tanımlandırılmamışlığın getirdiği o büyülü bilmeler/ihtimaller/oluşlar denizine dalmakta tereddüt ediyor. "su soğuk" diyor... oysa su çok güzel, girdikçe alışılıyor...

varolmayan bir şövalye de, zaman zaman kimlik indirgemeciliğinin peşine düşüyor. "he" deyip geçmek lazım...

ve de, senli benlilikten vazgeçmemek lazım, hele ki bir kış gecesi eğer bir yolcu'da...

ikinehir dedi ki...

bu benim başımın altından çıktı. dilara'ya senin blogda birisi memet'in blodda birisi deyince sonracıma böyle oldu.

varolmayan şövalye dedi ki...

yok yok, aynı zamanda benim de başımın altından çıktı. gittim baktım oraları bi "hezeyanlandırdım", karıştırdım ortalığı... "kim bu birisi allasen?" şeklinde...

birisi dedi ki...

ay yok lütfen,
asıl hepsi benim suçum:)

kim inkar edebilir bunu?

ve farkındayım,hala da bi ismim yok...

gazoz dedi ki...

hayir hepsi benim suçum...
siz üzülmeyin yeter =)

efrasiyab dedi ki...

bulsara soyadını değil, yunan mitolojisindeki savaş tanrısından aldığı mercury soyadını kullanmıştır.

ne savaşı? aids mi? o zaman sen tanrı değil mağlub olursun be gülüm...

tamam tamam güzel solist, karizma şovenist falan ama tanrı değil.

olsa bile ne yazar, yazar çarkların onuda yuttuğunu yazar, ne yazacak...

birisi dedi ki...

eğer seni özleyip özlemediğimizi merak ediyorsan;e özledik,hadi..

hayır yani,bi önceki yazından sonra verdiğin aradan gayet memnundum.huzurluydum.
ama artık..,hadi...


Günlerimiz iyice kararıyor,evet...susmak geliyor içimizden.
ama diğer yazarlarım devam ediyor..susarak diil,yazarak.

"senin sayende farkediyorum..olumlu söz,bir ilişki"demiştin..(ki galiba,en çok bunu sevmiştim)
ben de o gün farkettim;
iletişimmiş önemli olan(güç veren),paylaşımmış..

düşünmediğini düşünemem,ama susmanı anlayamam.
yazmaya başladın bi kere,artık susmak lüks diil mi?("lüksün içinde suç vardır")

(bi tez üzerinden mevzuyu bu kadar uzatabilmem ne kadar iddialı di mi?)

birisi haddini aşıyor sanırım,
ve de saçmalıyor.

mantıklı yorumlarda buluşmak üzere...

varolmayan şövalye dedi ki...

saçma değil, mantık zaten sevdiğimiz bir mevhum değil (yuh). gelecek, geliyor, az sabır, biraz pişmeye ihtiyacı var... şimdilik şu reklamla idare etsek?

birisi dedi ki...

hehe..

tamam evet,reklam isteriz bundan sonraa..

bana da bi isim bulsak?
(şımarıklığın bu kadarı)

varolmayan şövalye dedi ki...

bu arada, normalleştirdiğim sanılmasın, mail kutuma "birisi 1 yorum göndermiş" şeklinde bir uyarı düştüğünde, ve ben hemen bir kış gecesi'ni açıp baktığımda, ve orada "e ama nerdesin?" şeklinde bir şeyler bulduğumda, çok seviniyorum, çocuk gibi. keşke, çocuk gibi...

efrasiyab dedi ki...

şöyle bir baktımda, ne kadar yabancıyım konuya. evet mevzu fredie mercury gibi duruyo ama başka bişey başka "birisi" konu.

bu yabancı imajı sanal alemde de bırakmadı yakamı gibi, neyse ilerde olur belki, bende yakalarım frekansı, efrasiyab sabırlı adamdır vesselam::):)

gizlendi dedi ki...

artık açılınca burası görünmüyor ya, ben kendimi buraya gizlemek saklamak istiyorum...

mutluluğumu, mutsuzluğumu, adımı, aşkımı, nefretimi, sevgimi, kıskançlığımı buraya gizlesem olur mu ben mmt?

varolmayan şövalye dedi ki...

olur mu? bilmem. olabiliyorsa, gizlenilebiliyorsa bütün bu saydıkların freddie'nin arkasına, olur elbet. ama freddie'nin gizdekileri bulup çıkartmak gibi bir yeteneği vardır. dikkat et...

isimli dedi ki...

giz nasıl bozulur bilmem, ama benim görmem yeterliyse, hayır, gizleyemezsin...

hele kıskançlığı gizlemek, pek mümkün değil sanırım...
ya da belki sen başarırsın.

gizlenemedi dedi ki...

dialoga giriyorum:

evet gizlenemicem bu anlaşıldı..
kendime başka yer bulmalıyım...

kıskançlık gizlemesi en kolayı ama :) ve bence en önemsizi aslında...

sayfada fazlalaşan blog yazısı ayarı gözümden kaçmadı...
tamam ben gizlenicek başka yer bulurum...

varolmayan şövalye dedi ki...

aaa? hayır, ben yapmadım öyle bir ayar... ne garezim olacak senin gizine yoksa...

giz dedi ki...

var bence

varolmayan şövalye dedi ki...

herkes her istediğine inanmakta özgür. mü? ikna etmek için uğraşmalı mıyım seni?

.... dedi ki...

:)
bilmem iyi biriysen uğraşabilirsin belki diye düşünmüştüm

varolmayan şövalye dedi ki...

iyi biri olduğumu sanıyordum, gerçekten. ama uzun zamandır bilmiyorum. bu konudaki referans noktalarımı kaybediyorum hızla... kaybetmek zor bir şey. yine de, rahatlatıcı. insan hafiflediğini hissediyor...

gazoz dedi ki...

sen iyi birisin...
referans noktan ben olabilirim eğer kabul edersen.. :)

gazoz dedi ki...

eğer istersen =)
ben kolay bulunmam kolay kaybolmam hem