21 Ekim 2007

son of man



artık varolmayan yazsın istiyorum bir şeyler... ama olmuyor. sıkıştım. her taraftan kan akıyor. herkes ceset istiyor. daha fazla. daha kanlı. sayılar havada uçuşuyor; kilometreler tarihi bilgilere karışıyor, yükseklikler menzillere... herkes bir hikâye yazma derdinde. bu heyecanlı savaş oyununda kendi hikâyesini yazmak için ortalara dökülmüş yüzlerce adam. birkaç tane de kadın.

oysa, yazmadıkları bir hikâyenin isimsiz kahramanları, hayır, kahramanları değil, figüranları olmak düşüyor "onlar"a. senaristi bol, başkahramanı olmayan garip bir hikâyede, kendilerini oynuyorlar.
onlar... insan oğlu.

“Onlar ki
toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar
korkak
cesur
cahil
hakim ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır
destanımızda yalnız
onların maceraları vardır."

10 yorum:

Adsız dedi ki...

Elde tüfek, tüfekte mermi, merminin ucunda can.. Senarist artık silah; o da insanları oynatıyor.. İnsanoğlu heyecanla oynuyor, birer birer sahneden düşmek üzere...

betül dedi ki...

''...değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e...''
Shakespeare
bu soneyi bir kişiye daha yolladım,tüm bu olanlar olurken,ikincisiniz işte..

varolmayan şövalye dedi ki...

şu umutsuz ve sıkkın ve kırmızı ve kör ve çaresiz saatlerde, son of man'i, insanın sonu olarak okuyor gözlerim. yanıldığımı söyleyen birileri çıksa keşke...

betül dedi ki...

Saatlerimin anahtar kelimelerini veren kişiye;

son of man insanın başı,sonu..
ben de umut kırıcı oldum istemeden,"okuduğum yazı"tüm gücüyle umut isterken,shakespeare'imin yüzünden oldu o da,özür dilerim.

bir tek şey söyleyebilirim;
günlerdir,
yalnız olmadığımı öğrendiğim anlar işte direnirken,gücümü toplama sebebim..

varolmayan şövalye dedi ki...

insan bu sebebin niteliksel gücünü, nicelikte de bulmak istiyor. çok olsun, her köşeden karşısına çıksın diye bekliyor.
iyi ki varsınız...

betül dedi ki...

O zaman birşey daha;

işte ben nicelikte umutsuzca takılmışken,bir "köşe" okudum günler önce-zaten günlerce beklediğim-..ve sahibine anlattım, "sizi bekledim ben işte böyle umutsuz vaziyette.." o da bana anlattı;varmış benim gibi,onun da gücünü aldığı birileri,yeterince..
sevindim,sakinleştim..

işte ben beklemiştim,beklemek zorundaydım..
ama sizin yanıbaşınızda(öyle sanıyorum)halbuki,
daha yakınsınız güç kaynağıma,
daha şanslısınız benden..

Adsız dedi ki...

.....
öyle yıkma kendini
öyle mahzun öyle garip
nerede olursan ol
içerde dışarda derste sırada
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladın
fırsatçının fesatçının hayının
dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile diş ile
umut ile sevda ile düş ile
dayan rüsva etme beni
gör nasıl yeniden yaratılırım
namuslu genç ellerinle
kızlarım
oğullarım var gelecekte
herbiri vazgeçilmez cihan parçası
kaç bin yıllık hasretimin koncası
gözlerinden
gözlerinden öperim
bir umudum sende
anlıyor musun
.....

ÇITIR

gazoz dedi ki...

belki burda yazılanlarla bu videoda söylenenel "...için"lerin bir ilgisi oalbilir diye...

http://www.youtube.com/watch?v=LmUBnczoHVY

gazoz dedi ki...

karşıma nedense hep böle şeyler çıkıyor bugün...

"öldürmemektir felsefeleri bir karincayi bile / ama yaşatmayi bilmezler..." cemal süreyya

efrasiyab dedi ki...

işte gerçek bişeyler. can yakan bişeyler. havasız bir odada pencereyi açıp oksijeni ciğerlerime doldurmak gibi bişey. devam edelim şovelye, devam edelim bu taraftan