12 Temmuz 2009

gündüz saatlerinde üsküdar - beşiktaş motorundaydım. dışarıda, yukarıda oturuyordum, bir öncekini ucundan kaçırdığım için yeni, temiz, kirletilmemiş motora ilk gelenlerdendim. ortalarda bir yer seçtim, etrafımı doldurdu sonra insanlar. bazılarını izledim göz ucumla, bazılarını fark etmedim, bazıları ilginçti, gözlerimiz karşılaşıncaya kadar baktım onlara.

kasabian çalıyordu. karşımdaki bankta, tam benim karşımda oturan iki kişinin arasında, bir kişilik boşluk vardı. motor kalkmadan bir süre önce, kırmızı body giyen bir kız geldi, o boşluğu doldurdu. ayağında açık ayakkabılar, üzerinde bir kot vardı. çok sıradandı aslında kıyafeti. yüzüyse ilginçti. anlatılabilecek bir ilginçlik olduğunu söyleyemem, suratının ortasından çıkan bir boynuz ya da elf kulakları yoktu, daha fazlasını anlatmaya da gücüm yetmiyor şu saatte ve yorgunluk seviyelerinde. ilginçti ama, standart dışı bir yüze sahipti. 25 yaşlarında olmalıydı.

kasabian çalıyordu. motor kalktı. hareket etmenin sahte rüzgarı sıcağı savuşturdu. gözlerimi kapattım. ne çok insan vardı.

hâlâ kasabian çalıyordu. gözlerimi açtım. kıza baktım. kız ağlıyordu. kendi kendine. kimseye anlatma çabası olmadan, kimseyi yanına çağırmadan. ses çıkartmadan. hıçkırmadan. ruhani durumların anlatıldığı her hikâyede, kontrolsüz biçimde gözlerinden yaş döken garip arkadaşlarımla karşılaştırılamayacak bir acıyla, ama sanki onlarınki gibi kendiliğinden, öylesine, sessiz sessiz. izledim ben de onu. büyüleyiciydi. sonra ona baktığımı gördü kız. utandı mı, rahatsız mı oldu bilmiyorum. ben rahatsız oldum. kafamı çevirdim, başka şeylere bakmaya çalıştım. yeniden kıza döndüğümde, iki kişinin arasındaki beyaz bankın boşluğunu gördüm. kız kalkmıştı.

kasabian çalıyordu. gözlerimi kapattım. sevdiğim ve sevmiş olduğum tüm insanları düşündüm. hepsini o iki kişinin arasına, beyaz bankın üstüne oturttum. hepsini sessizce ağlattım. gözyaşları gözlerinden usulca süzülürken kendi gözlerime baktırttım. hepsini yeniden, daha çok sevdim. hepsinden çok büyülendim. benden başka kimsenin onları böyle görmemesini diledim. hiçbir zaman sessizce ağlayacak kadar acı çekmemelerini, hepsinin en azından bir kere böyle ağlayabilmiş olmasını diledim.

her şeyden çok bunu diledim.

kasabian çalıyordu.

4 yorum:

UFUK ÇİZGİSİ dedi ki...

Çok güzel bir anlatım çok etkileyeci..kimbilir neye ağladı, kimbilir kimler ağlattı.

varolmayan şövalye dedi ki...

teşekkür ederim.

kendisini geçen hafta tekrar gördüm. yine karşımda oturuyordu. aynı kıyafetler vardı üstünde. bu kez ağlamıyordu. aynı gözyaşlarıyla iki kere yıkanamıyor insan.

hem tombul hem teneke dedi ki...

tüylerim diken diken oldu okurken yazını, sanki ben de o ağlayan kzın yanındaymışım gibi hissetim kendimi...

homesick alien dedi ki...

aynı deniz, aynı renk, aynı kız, aynı karşı.. ağlamıyorduysa bence yanlış şarkı çaldığı için de olabilir. yoksa o da mı?