19 Ocak 2009

19 ocak'ta ne olmuştu? (ya da "ağlayan bir yer girer rüyamıza ve bir daha çıkmaz")


19 ocak'ta ne olmuştu?
hrant dink, türkiye ermenisi bir gazeteci, agos gazetesi'nin yayın yönetmeni, sırtından vurularak öldürülmüştü.

19 ocak 2007'de, öğleden sonra saat 3 civarında, bir insan, bu dünya üzerinde bir nefeslik, bir seslik, bir kalem ve kağıtlık, bir eş ve çocuklar ve torunlar, ve arkadaşlar, onu tanımadan seven insanlar, tuzla çocuk kampındaki çocuklar, demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelesindeki yoldaşlar, ve daha birsürü, tanımlanamaz, bilinemez, kelimelere dökülemez şeyler kadar bir yer tutan, bir insan, hrant, öldürüldü. diğer türlüsü daha mertçe olacağından değil ama yine de, sırtından vurularak...

bazı ölümler bizi öylesine keser, bıçaklarını öyle derine ve öyle pervasızca batırır, hayatta ölümden başka hiçbir anlamın kalmadığı noktaya kadar öylesine şiddetle akıtır ki kanımızı ve gözyaşlarımızı, ölen, öldüren, cinayet anı, cinayetin işlendiği mekân, her şey bir bulamaç hâlini alır. bu kanlı, etli ve kokulu bulamaç, her tarafa bulaşır, yürüdüğümüz sokaklara rengini, kokladığımız çiçeklere kokusunu, dokunduğumuz duvarlara hissini, gördüğümüz rüyalara gözyaşlarını bırakır. 

2 sene önce, 19 ocak'ta, hrant dink öldürüldü.

onun ölümünün arkasındaki gerçeklerin ortaya çıkartılmadığı, gerçek katilleri yakalanmadığı, onun ölümünün gebesi olan milliyetçilik ve ırkçılık bu topraklardan ve tüm dünyadan temizlenmediği, "masum bebeklerden katil yaratan karanlık" aydınlatılmadığı her geçen gün,

bu toprakların vicdanı, barış ve kardeşlik içinde yaşama umudu, yeniden ve yeniden öldürülüyor.

hrant dink öldürüleli 2 sene oldu, o iki senede çok şey oldu sandık ama hiçbir şey olmadı. sadece biz o iki senede her gün, tekrar tekrar öldürüldük.

kafanızı monitörden kaldırdığınızda, her tarafın bulamaca kaplanmış olduğunu görüyorsanız siz de eğer,

kürt şair bejan martur'un dediği gibi, ağlayan bir yer girdiyse rüyalarınıza şu geçen zamanda ve bir daha hiç çıkmadıysa,

siz bu toprakların vicdanısınız

ve her gün siz de, yeniden öldürülüyorsunuz. 

daha fazla öldürülmediğimiz topraklar için,

hepimiz hrantız! hepimiz ermeniyiz! 

(ve yeniden, hepimiz almanya'da türk, gazze'de filistinli, amerika'da siyah, türkiye'de kürt, yahudi, ermeni, çingene, nerede ezilen varsa, orada, hepimiz ezileniz)

sireli yeğpayris, sevgili kardeşim hrant, henüz değil ama bir gün mutlaka, "senin kardeşlik rüyan bu topraklarda gerçek olacak..."

4 yorum:

Gabriel dedi ki...

fırat'ımı özledim.

ah, daha önceden, adam gibi tanısaydım da, sevseydim çoşkuyla güzel yüzlü, kır saçlı, güvercini..

çocuktum, "aa bak, adama bak ülkemize hakaret etmiş!" diye cümleler kurmuş olabilirim. ama suç benim değil.

medyanın. faşizmin. konuşan, sorgulayan, düşünen insanların bir an önce susturulması isteğinin.

özledim be abi.. 2 sene oldu. utanıyorum bir yandan da, "gururumuz!" pankartlarından, katilinin faşistlerin bir maşası olduğundan.

özledim hrant'ım, fırat abim. özledim.

mor dedi ki...

evet 19 ocakta bir travma yaşadık türkiye toplumu olrak...birileri bize eğer onları kızdırısak ne yapabileceklerini göğüslerini gere söylediler ve hırant kahpe bir kurşunla arkasından düştü kaldırıma...tek düşen hırant değildi orda...hepimiz düştük o kaldırıma...farketmişmidir öldüğünü o kuşun sıkılırken kimbilir çokça kaygısı vardı ki hırant evet farklılıktı ama ortada bir taraftaydı...peki neden hırant işte ortada bile olsa bizi kızdırısanız bu olur...2 koca yıl geçti hırant senden sonra ve senin oğlun bu ülkede yaşayamıyor yani tehditlerden bunalmış çocuğuyla terk etmiş senin uğruna öldüğün bu yerleri...ve sana kıyanlar sinsice hala ortalıklarda kıs kıs gülüyorlardır...hırant'ın yokluğu yıllar içinde anlaşılacak bir büyük bir kayıptır hepimiz adına...

Sophia dedi ki...

Hrant Dink gibi hissedenleri, düşünenleri, sevenleri gördükçe içimde umut diyebileceğim kıpırdanma oluyor.

Ben Hrant değilim, ben asla bu şekilde sevmeyi öğrenemeyeceğim. İki yılın sonunda adını anarken bile kafamı kaldırıp baktığım umursamaz, aptal, cahil, bencil insanlardan nefret ettiğimi görüyorum.

Ben Hrant değilim ama onun gibi sevmesini bilenlere "O Gün"den beri çok büyük bir gıptayla bakıyorum.

Hüseyin dedi ki...

Hrant olabildiğince anlaşılması zor, olabildiğince barışsever, olabildiğince iyi bir insandı. Ölümünün ardından ülkemizde, "geberdi ermeni iti!" gibi söylemlerin vuku bulması hala ülkemizde körü körüne bir bağnazlığın, körü körüne yıllardır kendilerine "ermeniler sizin düşmanınız! onlar sizi öldürdü!" gibi söylemlerin peşinde koşmuş olan halkımız için ne kadar da acı bir durum, öyle değil mi? Bu bilinci uyandırmak için çabalayan bir insandı Hrant. Görevini tamamlayamadan aramızdan ayrıldı. Görevini tamamlamak hepimize düşüyor.