29 Şubat 2012

“Kurbanların yeniden şarkı söyleyeceği günleri anlat bana"


 (agos, derkenar, 13.02.12)

Leonard Cohen – Old Ideas

L. Cohen’in kendisi yeterince eski bir fikir, değil mi? ‘Leonard’la konuşmak istiyorum/bir sporcu o, ve bir çoban/tembel bir piç kurusu/takım elbisesinde yaşayan’. Old Ideas böyle açılıyor, Going Home şarkısında. Kanadalı bu ‘güzel kaybeden’, son stüdyo albümünden bu yana sekiz sene geçtikten sonra, nihayet, yeni bir albümle ve ‘eski fikirlerle’ geri döndü.

28 Ocak 2012

yan yana gelip seslerimizi birleştirmek







ağır, ağrılı, yorgun bir haftaydı, 20 ocak'ın agos'una ancak gitti elim. twitter'ımda umutsuz, mutsuz kısa cümleler birbirini kovalıyor: odatv davasında yine tahliye yok. bu ülke tahliyeye şükredenlerin, ama daha çok, onlara bunu bile çok görenlerin ülkesi. 

18 Ocak 2012

erdemli vatandaşların arkadaşları

2009 yazında, hrant dink muhalefetinin dönüştüğü şeye ilişkin, aşağıdaki satırları yazmıştım. fuat keyman'ın türkan saylan ve hrant dink'i, 'erdemli vatandaş' ortak paydasında toplayan yazısına bir cevap niteliğinde, daha uzun bir yazıydı aslında. ama bugün için, şu kadarı yeterli... (bir de not. bu yazıdan bir süre sonra, limanda toplanan kalabalık mahkemeye yürümeye başladı, biraz daha dahil oldu mahkemeye)


15 Ocak 2012

Reklamlar hakikati söyler ya da beyaz robotlar beyaz Türkleri siyah korsanlardan nasıl kurtardı?

(hazır başlamışken, bir önceki agos yazısını da paylaşayım. birkaç ay önce vestel reklamı üzerine burada ettiğim laflardan çok daha yeni bir şey söylemiyor, ama belki daha düzenli biçimde söylüyor. aşağıdaki yazı, 24 kasım 2011 tarihinde, agos'un derkenar sayfasında yayınlandı)


13 Ocak 2012

boğaz'a bakarak hayatı dönüştürenler: starbucks işgali



(aşağıdaki yazının biraz kısalmış hali, 6 ocak 2012 tarihli agos gazetesi'nde, derkenar sayfasında yayınlandı)

Kadrolu devlet Cemil Çiçek, meclis kürsüsünden haykırıyordu: “Bu, Boğaz’a bakarak...Türk milletini arkadan hançerlemektir!” Bahsettiği 2005’teki ‘Osmanlı Ermenileri’ konferansıydı, tehditler üzerine Bilgi Üniversitesi’ne alınan. Sonrasındaki 6 sene, Boğaz’a bakarak, ama onun ötesinde coğrafyaları, Halâskârgazi’de cansız yatan Hrant Dink’i, Kürdistan’da tutuklanan çocukları, Tuzla tersanelerinde ölenleri görerek, hançerini elinden geldiğince zalimlere batıranlara tanık oldu, Boğaziçi. Romantik bir kurtarılmış bölge, ya da bir fildişi kulesi değildi elbette; git gide ticarileşen bir üniversiteydi, öğrencilerinin hiçbir karar mekanizmasında yer alamadığı bürokratik bir şirket olma yolundaydı; siyasi baskılar yüzünden soruşturmalara maruz bırakılan öğrencileri vardı.

6 Ocak 2012

blog'dan sorulan sorulara blog'dan cevaplar

en önce: http://twitter.com/#!/inesistente/status/155197168112779266

biraz sonra: http://bellatrixbegins.blogspot.com/2012/01/ben-anlamyor-politika-anlamyor-humanizm.html

daha sonra:

varolmayan şövalye 6 Ocak 2012 10:55
öyle ya da böyle açık iletişim kanallarımız varken, bana olan sorularını/itirazlarını buradan yöneltmeni garip buluyorum şulecim. cevaplarımı bilahare veririm.

bellatrix 6 Ocak 2012 11:20
bu sadece sana karşı bir yanıt değil ama senin yazdığın bir şeyle tetiklendi, evet. önce sana yanıt vermeye yeltendim, baktım olmuyor (zaten ben de kısa yazamam), yazıya döktüm çünkü dedim ya, direkt seninle de ilgili değil. şimdi tekrar girdim twitter'a, yazının linkini koyarken seni de @'leyeyim diye, ama zaten görmüşsün, sorun çözüldü.

buradan, mailden filan olacak iş değil bu ama benim anlamadığım bir şey var ve bu nedir, bunun altında ne yatar, onu öğrenmek istiyorum. gerçekten istiyorum, sonunda evet haklısın demeyecek olsam bile, gerizekalı diye yaftalanmayı da göze alarak istiyorum.

görüştğümüzde, diyelim mi?


22 Ekim 2011

bir niyet mektubu olarak hayat

(bu yazı ilk olarak agos'un 14 ekim tarihli sayısında, derkenar sayfasında yayınlandı)

Doğum yılın, günün, ayın, yerin, yurdun… Bunlar kolay. Daha zorları var. Aldığın dersler, almadığın dersler. Yurtdışı seyahatleri, sebepleri. Kendini üç cümlede anlat. Kendini beş cümlede anlat. Kendini anlatma, sırala. Neler yaptın? Neler yedin? Arkadaşların kimler (network’ünde kimler var?). Senin hakkında kimler iyi konuşur? Mail adresleri, açık adresleri, ofis numaraları, titrleri. Profesör mü, CEO mu, altı kurtarmaz. Hangi konularda çalıştın? Çocukluktan beri ilgilendiğin şeyler (küçükken çok oyun oynardım) ve çalışmak istediğin şeyler (oyun tarihi çalışmak istiyorum) birbiriyle örtüşüyor mu? Örtüşsün. Bizi kendine inandır. 5 yaşından beri yaptığın her şeyin bu başvuru için anlamlı bir bütün oluşturduğunu söyle bize. Yalan söyle. Merak etme, alışığız. Biz de sana yalan söylüyoruz.


18 Ekim 2011

vestel reklamının karşı-hegemonik potansiyeli üzerine

bu reklam filmi üzerine konuşmaya başlamak bile banal belki. sömürgeci, white men's burden'cı, ırkçı, oryantalist falan filan tüm okumaları yapmak hem çok kolay hem de çok yavan. fakat bugün derste muhabbet edilirken fark ettiğim bir nokta var ki bunun üzerinde durulmasının faydalı olabileceğini düşünüyorum: reklamın karşı-hegemonik potansiyeli.